• navigasyona git
  • içerige git
Beat Athero

Buradasiniz

  • Ana Sayfa
  • İnsan Sağlığı
  • Prostat Kanseri

AstraZeneca’nin global internet siteleri

  • AstraZeneca websites

ana navigasyon

  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Ürünlerimiz
  • Tedavi Alanlarımız
  • İnsan Sağlığı
    • Alerjik Rinit
    • Anestezi
    • Antibiyotik Kullanımı
    • Astım
    • Anemi
    • Asit Reflüsü
    • Bakteriyel Enfeksiyon
    • Crohn hastalığı
    • Dispepsi
    • GÖRH
    • Herpes simpleks virüsü
    • Helicobacter pylori
    • Hipertansiyon
    • Kancalı kurtlar
    • Koroner Arter Hastalığı
    • Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı
    • Mantar Enfeksiyonu
    • Meme Kanseri
    • Meme Sağlığı
    • Özofajit
    • Prostat Kanseri
    • Pre-Eklemsi ve Eklemsi
    • Retrosternal Yanma
    • Sıtma
    • Sitomegalovirüs
    • Şizofreni
    • Peptik Ülser
    • Ülseratif Kolit
    • Zollinger-Ellison Sendromu
  • Kariyer
  • Medya
  • Sosyal Sorumluluk
  • Bize Ulaşın
  • Site Haritası

Prostat Kanseri

Merak edilen sorular ve yanıtları

Yazıda ileri yaşlardaki erkekler için önemli bir sağlık sorunu olan prostat kanseri hakkında aydınlatıcı bilgiler verilmeye çalışıldı. Ancak her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da teşhis ve tedavi ilgili uzman doktorlar tarafından yapılan bilimsel araştırmaların verileri doğrultusunda planlanmalı ve uygulanmalıdır.

Yazıda yanıt verilen sorular şunlar:

  • Prostat nasıl bir organdır ve işlevleri nelerdir?
  • Prostat kanseri nedir?
  • Prostat kanseri için risk faktörleri nelerdir?
  • Prostat kanserinin belirtileri nelerdir?
  • Erken teşhis mümkün müdür?
  • Teşhis nasıl koyulur?
  • Hastalığın evreleri nelerdir?
  • Tedavi şekilleri nelerdir?
  • Evreye göre tedavi seçenekleri nelerdir?

Prostat nasıl bir organdır ve işlevleri nelerdir?

Prostat bezi erkek genital organlarından biri olup idrar kesesinin hemen altında, rektumun (barsakların son kısmı) önünde bulunur. İdrarı idrar kesesinden dışarı taşıyan kanal (üretra) prostat bezinin ortasından geçer. Testislerden ve yardımcı erkek organlarından salgılanan ve içinde spermlerin olduğu sıvıyı (meni) boşaltan kanal prostatın içinden geçen idrar kanalına açılır. Prostatı oluşturan hücrelerin yaptığı salgı, spermlerin bulunduğu meninin bir bölümünü oluşturur. Prostat hücreleri PSA adı verilen bir protein de salgılarlar, bu protein meniyle birlikte atılır. Kandaki normal değeri 4ng/ml’dir. Prostat hastalıkları PSA’nın prostata ait kanal sistemleri içinde kalmasını sağlayan hücresel sistemleri bozarak bu maddenin kandaki seviyesinin yükselmesine neden olur. Prostat kanserinde bu maddede artış olur. Erkeklerde yaş arttıkça prostat bezi büyüyebilir ve çevrelemiş olduğu üretra’yı, yani idrar kesesinin çıkış yerini tıkayabilir. Bu durum idrar yapmada güçlükle kendini gösterir. Bu hastalığa “selim prostat hiperplazisi” adı verilir. Bu aslında kanser değildir. Prostat kanseri de aynı şikayetlere neden olur.

Prostat kanseri nedir?

Prostat kanseri prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde gerekmediği halde çoğalmasıdır. Dünyada erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Yaşlı erkeklerin hastalığıdır.

Prostat kanseri için risk faktörleri nelerdir?

En güçlü risk faktörleri ileri yaş ve siyah ırktan olmaktır. Yaş arttıkça risk artar. Ailesinde, özellikle birinci derece akrabalarında prostat kanseri olanların prostat kanserine yakalanma oranı olmayanlara göre daha fazladır. Gerçek anlamda kalıtsal prostat kanseri çok nadirdir ve genellikle 55 yaşın altındaki erkeklerde görülür. Bazı çalışmalar diyetle alınan yağın prostat kanserine yakalanma riskini arttırdığını öne sürdüyse de, bu tam olarak kanıtlanmadı.

Prostat kanserinin belirtileri nelerdir?

Erken evredeki prostat kanseri belirti vermeyebilir. Şu şikayetlerden herhangi biri görüldüğünde mutlaka bir doktora başvurulması gereklidir: sık idrara çıkma (özellikle geceleri), idrar yaparken zorlanma, ince ve kesintili idrar yapma, idrar yaparken acı ya da ağrı duyma, idrarda kan görme, sırt, kalça ve bel ağrısı.

Erken teşhis mümkün müdür?

50 yaştan başlamak üzere her erkek her yıl bir doktora rektumdan (makattan) parmakla muayenesini yaptırmalı ve kanda PSA baktırmalıdır. Bu şekilde henüz belirti vermeyen, hastada şikayete yol açmayan erken evredeki prostat kanseri teşhis edilebilir. Eğer doktor muayenesinde şüpheli bir bulguya rastlar ya da PSA değeri 4ng/ml’nin üzerinde olursa ileri tetkikler istenir.

Teşhis nasıl koyulur?

Yukarıda sayılan şikayetlerle başvuran hastaları doktor eldiven giyerek rektumdan parmağıyla muayene eder. Buna “parmakla rektal muayene” adı verilir. Bu muayeneyle doktor rektumun hemen önünde bulunan prostat bezini hissederek büyüklüğü ve kıvamı hakkında bilgi sahibi olur. Ayrıca rektum içinden yapılan ultrason tetkiki (transrektal ultrasonografi) ile de prostat hakkında fikir elde edilebilir. Eğer doktor yaptığı muayene ve istediği tetkikleri (kandaki PSA ve transrektal ultrasonografi) şüpheli bulursa, prostattan iğneyle parça alarak mikroskop altında incelenmesini isteyebilir. Bu işleme “ince iğne aspirasyon biyopsisi” denir. Anestezi gerektirmez. Bu işlemin yan etkisi olarak her 200 hastadan 1 tanesinde biyopsi sonrası prostat enfeksiyonu gelişebilir. İdrarda ve büyük tuvalette kan görülmesi işlemden sonraki 2-3 gün devam edebilir. İşlemden sonraki ilk 2-3 haftada meni kanlı gelebilir. Eğer biyopsi negatif gelirse, hasta 6 ila 12 ay aralarla muayene ve PSA testi ile izlenir. Eğer biyopside prostat kanseri teşhis edilirse, bir ürolog ya da medikal onkolog pek çok faktörü göz önüne alarak tedavi planını belir. Radyasyon onkologlarının da bu planlamada katkıları olabilir. Tedavi planlanmasında göz önünde bulundurulan en önemli unsurlar hastalığın ne kadar ilerlemiş olduğu yani evresi ve hastanın genel durumudur.

Hastalığın evreleri nelerdir?

Hastalık teşhis edildikten sonra, vücutta prostat dışında başka yerlere yayılıp yayılmadığını görmek için ek testler yapılır. Böylece hastalığın evresi belirlenir. Doktor bu amaçla bir akciğer grafisi, kemik sintigrafisi ve kan testleri isteyebilir. Kanserin geliştiği organın dışına çıkıp başka bölgelere sıçramasına “metastaz” denir. Prostat kanseri komşuluk yoluyla meni kesesi (seminal vesicle), lenf dolaşımıyla lenf bezlerine ve kan dolaşımıyla kemiklere yayılabilir. En çok bel kemiklerine gider, ancak kafa kemiklerine ve kaburga kemiklerine de sıçrayabilir. Nadir olarak karaciğer ve akciğerlere de yayılabilir. Hastalığın birinci evresinde, hastaların şikayeti olmaz ve kanser muayenede de saptanmaz. Tanı genellikle başka nedenlerle yapılan ameliyatlar sonrasında tesadüfen konur. Kanser hücreleri prostat dışına çıkmamıştır. Hastalığın ikinci evresinde tanı genellikle ya kanda PSA seviyesi yükselmiş olduğu ya da makattan muayene sırasında prostat büyük olarak bulunduğu için yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisiyle konur. Hastalık prostat bezi dışına çıkmamıştır. Üçüncü evrede hastalıkta, kanser hücreleri prostatı saran kapsülün dışına çıkıp prostatın yakın çevresindeki dokulara yayılır. Dördüncü evrede, hastalıkta kanser hücreleri prostat dışında lenf bezlerine ya da kemik, karaciğer ve akciğer gibi organlara sıçrar. Nüks hastalık, tedavi edildikten sonra (ya tekrar prostatta ya da diğer organların birinde) hastalığın geri gelmesi anlamına gelir.

Tedavi şekilleri nelerdir?

Dört farklı tedavi şekli vardır. Cerrahi tedavi, ameliyatla kanserli dokunun çıkarılması en sık kullanılan tedavi türüdür. Genellikle 70 yaşından genç, genel durumu iyi olan hastalarda, eğer hasta da kabul ederse tercih edilir. Bir kaç şekilde yapılabilir. Radikal prostatektomi, prostat bezinin etrafındaki bazı dokularla birlikte alınmasıdır. Radikal prostatektomi karnın alt tarafından bir kesiyle yapılırsa retropubik, anüs ile skrotum (testisleri saran deri) arasından bir kesi ile yapılırsa perinanal prostatektomi adını alır. İdrar kaçırma ve cinsel güçte azalma (impotans) en sık rastlanan ameliyat sonrası sorunlardır. Transüretral rezeksiyon (TUR), idrarı dışarı attığımız kanal içine bir aletle girerek, prostata ulaşılıp, kanserli dokuyu alma işlemine verilen addır. Genellikle ana tedavi öncesinde hastanın şikayetlerini gidermek amacıyla ya da diğer medikal hastalıkları nedeniyle radikal prostatektomi ameliyatını olamayacak hastalarda yapılır. Kriyocerrahi, kanser hücrelerinin dondurularak öldürülme yöntemidir. Ülkemizde her merkezde yapılabilen bir tedavi değildir. Radyasyon tedavisi,
tümör hücrelerinin ölmesini ve tümörün küçülmesini sağlar. Işın tedavisi vücut dışında bir makineden ya da kanserli doku içine yerleştirilen materyaller (radyoizotop) aracılığıyla verilebilir. Işın tedavisi alan hastalarda impotans gelişebilir. Hormon tedavisi, kanser hücrelerinin büyümesini durdurmak amacıyla hormon verilmesidir. Pek çok şekilde verilebilir. Testosteron gibi erkek hormonları prostat kanseri hücrelerinin büyümesini sağlar. Testesteron üretimini dolaylı olarak engelleyen bazı maddeler (LHRH analogları gibi) ya da anti-androjen ilaçlar kullanılabilir. LHRH analogları hipofiz bezi aracılığıyla etki eder ve dolaylı olarak testesteron üretimini engeller. Anti-androjenler ise erkeklik hormonlarının etkilerini bloke eder. Testesteron üretimi büyük oranda testislerde olduğundan bazen testislerin ameliyatla alınması gerekebilir buna “orşiektomi” denir. Kemoterapi, kanser hücrelerini ilaçlarla öldürmeyi amaçlar. Kemoterapi damardan sıvı şeklinde ya da ağızdan hap olarak verilebilir. Kemoterapi vücuttaki kan dolaşımına katılarak, prostat dışına yayılmış kanser hücrelerine de etki eder. Bugün kemoterapinin prostat kanserinin tedavisinde önemli bir değeri yoktur, ancak yapılmakta olan klinik çalışmalar bu kansere daha etkili ilaçların bulunması yönünde devam eder. Yukarıda sayılan tedavi seçeneklerini deneyip fayda görmeyen hasta grubunda kemoterapinin etkinliğiyle ilgili çalışmalar sürdürülüyor.

Evreye göre tedavi seçenekleri nelerdir?

Birinci ve ikinci evrelerde, eğer hastanın şikayeti yoksa ve tümör yavaş büyüyorsa doktor hiçbir tedavi vermeden hastayı takip etmek isteyebilir, radyasyon tedavisi verilebilir ya da radikal prostatektomi yapılabilir. Üçüncü evrede hormon ya da radyasyon tedavisi verilebilir. Hormon tedavisi ışın tedavisine ek olarak da yapılabilir. Başka bir seçenek olarak radikal prostatektomi vardır. Genellikle pelvik lenf bezi diseksiyonu da yapılır, ameliyat sonrası ışın tedavisi de verilebilir. Hastanın şikayeti yoksa ve tümör yavaş büyüyorsa doktor tedavi vermeden izlemeyi isteyebilir. Eğer hasta tedavisi için ameliyat ya da ışın tedavisi alamayacak durumda ise yalnızca şikayetlerini geçirebilmek amacıyla destek tedavisi verilebilir. Buna “palyatif tedavi” denir. Palyatif amaçlı olarak radyasyon, hormon tedavileri, kriyocerrahi ve transüretral rezeksiyon gibi tedaviler uygulanabilir. Hastalığın dördüncü evresinde, hormon tedavisi ya da radyasyon tedavisi verilebilir. Kansere bağlı şikayetleri (örneğin idrara zor çıkma gibi) rahatlatmak amacıyla ameliyatlar yapılabilir. Eğer hasta yaşlıysa, başka ciddi tıbbi rahatsızlığı varsa ve hastanın önemli bir şikayeti de yok ise, mevcut olan tedavi seçeneklerinin yan etkilerini bu durumda kaldıramayacağını düşünerek doktor hastayı tedavisiz izlemek isteyebilir. Hastanın şikayetleri devam ediyor ve hormon tedavisine yanıt alınamıyorsa hasta tedavide umut vadeden, sistemik kemoterapi içeren klinik çalışmalara dahil edilebilir. Kemik metastazları için ışın tedavisi verilmesi hastanın ağrı şikayetlerini azaltır. Nüks hastalık için, tedavi seçimi, hastanın önceden hangi tedaviyi aldığı gibi pek çok faktöre bağlıdır. Eğer hastanın önceden ameliyatla prostatı alınmışsa ve kanser yine aynı bölgede ve küçük bir alanda tekrar etmişse ışın tedavisi verilebilir. Eğer hastalık vücudun diğer bölgelerine sıçramışsa hormon tedavisi uygun olur. Bu aşamada kemik ağrısı gibi hastalığa bağlı şikayetleri geçirmek için radyasyon tedavisi ya da kemoterapi de verilebilir. Hastalar değişik kemoterapi ilaçlarını içeren klinik çalışmalarda yer almayı isteyebilirler.

Önemli uyarılar

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir. Daha çok yaşlı erkeklerin hastalığıdır.

Sık idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma, ince ve kesintili idrar yapma, idrar yaparken acı ya da ağrı duyma, idrarda kan görme, sırt, kalça ve bel ağrısı olan erkekler mutlaka bir ürologa başvurmalıdır.

Hastalığı erken evrelerde yakalayabilmek için 50 yaştan başlamak üzere her erkek her yıl bir doktora rektumdan (makattan) parmakla muayenesini yaptırmalı ve kanda PSA baktırmalıdır.
PDF olarak indir
  • Gelişmiş arama

sayfa araçlari

  • Yazdir
  • bu sayfayi isaretle
  • PDF olarak indir
  • Word dosyasi olarak indir

Hisse değeri

Londra
0,06 33,46 GBP
New York
0,00 51,01 ABD
Stockholm
3,00 376,50 SEK

farkli uzmanlik alanlarina iliskin linkler 08.Eyl.2010 11:45 GMT

yasal uyarilar

  • Yasal haklar
  • Gizlilik bildirimi
  • © AstraZeneca 2010