Ana Sayfa İnsan Sağlığı Hipertansiyon
|
|
|
Hipertansiyon toplumun önemli bir bölümünü etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur. Her dört erişkinden birisinin bu hastalıktan etkilendiği ve bunların bir kısmının hastalıklarından haberdar olmadığı kabul edilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmaların hipertansiyonun önlenebilir veya seyri değiştirilebilir bir hastalık olduğunu göstermesi ve tüm bunların erken tanı ve yaşam tarzındaki bazı değişiklikleri içermesi, bu hastalık konusunda halk eğitiminin önemini gündeme getirmiştir. Bu kısa fakat yararlı olacağını düşündüğümüz yazıda, yapılan çalışmaların ışığında, hipertansiyon konusunda hastaların en sık sorduğu soruları yanıtlayarak sizi aydınlatmaya çalıştık. Eğer hipertansiyon henüz sizin hayatınıza girmediyse nasıl korunmaya devam edebileceğiniz, henüz yeni hipertansiyon tanısı aldıysanız veya bir süredir hipertansiyon tedavisi görüyorsanız hastalığınızın ilerlemesini nasıl önleyebileceğiniz konusunda bazı tavsiyeler bulacaksınız. Ancak buradaki bilgilerin doktorunuzun önerilerine destek vereceğini, hiçbir zaman onun yerini tutmayacağını belirtmekte yarar görüyoruz.
Hipertansiyon nedir? Hipertansiyon nasıl bir hastalıktır? Herkesin hipertansiyon açısından riski aynı mıdır? Hipertansiyonun bulguları nelerdir? Hipertansiyon hangi kan basıncı değerlerinden sonra başlar? Kan basıncı nasıl ölçülür? Hipertansiyon tedavisi ve önlenmesi? Hipertansiyon vücudumuza zarar verir mi? Acil Durumlar GENEL UYARILAR
Hipertansiyon nedir? Hipertansiyon kısaca kan basıncının (tansiyonun) normalden yüksek olması demektir. Kalp, dokuların canlılığı için gerekli olan kanı vücuda pompalarken ritmik ve periyodik hareketler yapar. Bunlar kasılma ve gevşemelerdir. Kalp kasıldığı sırada kalp boşluğundaki kan atardamar sistemine doğru atılır. Bunun arkasından gevşeme dönemi gelir, bu dönemde kalp tekrar kan ile dolar. Bu işlem periyodik olarak devam eder. Belirli bir anda kanın atardamar duvarlarına yaptığı basınca kan basıncı (tansiyon) diyoruz. Kasılma anında, kan hızla atardamar sistemine fırlatılırken oluşan basıncı sistolik basınç, kalbin gevşeme durumundaki basıncı ise diastolik basınç olarak adlandırıyoruz. Halk dilinde sistolik basınca büyük tansiyon, diastolik basınca ise küçük tansiyon denilmektedir. Bu basınç değerleri örneğin egzersiz yaptığımızda, heyecanlandığımızda artar, uyurken azalır. Bu değerlerin günlük yaşam faaliyetleri sırasında belirli sınırlar dahilinde değişiklik göstermesi doğaldır. Ancak bu değerlerin devamlı olarak yüksek olmasına hipertansiyon (yüksek tansiyon) diyoruz.
Hipertansiyon nasıl bir hastalıktır? Hipertansiyon kronik seyirli bir hastalıktır. Altta yatan hiçbir neden bulunamayan tipine esansiyel hipertansiyon denir ve tüm hipertansiyon hastalarının %90’ı bu kategoriye girmektedir. Sekonder hipertansiyon dediğimiz diğer tip ise hastaların küçük bir bölümünü oluşturmakta ve diğer hastalıklar, kullanılan ilaçlar gibi bilinen nedenlere bağlı olarak gelişmektedir. Bu durumda altta yatan nedenin kontrol altına alınması mümkünse kan basıncı da kontrol altına alınabilmektedir. Ancak esansiyel hipertansiyon tam tedavi edilemeyen, hayat boyu süren, ancak uygun tedavi ve yaşam tarzı değişikliklei ile kontrol altına alınıp ilerlemesi önlenebilen bir hastalıktır. Nedeni hakkında birçok teori geliştirilmiş olmasına rağmen henüz oluşma mekanizması tam olarak aydınlatılamamıştır.
Herkesin hipertansiyon açısından riski aynı mıdır? Hipertansiyonun nedeni bilinmese de bazı bireylerin riskinin daha yüksek olduğu yapılan çalışmalarda görülmüştür. Orta yaşlarda hipertansiyon erkeklerde kadınlara oranla daha sıktır. Ancak menapoz sonrası yaşlarda kadınlarda daha sık görülür. Ayrıca yaşla birlikte her iki cinsiyet için de hipertansiyonun sıklığı artmaktadır. Zencilerde beyazlardan daha sık görülmektedir. Ailevi yatkınlığın rolü de vardır. Bunlar kontrol edilemeyen risk faktörleridir. Kontol edilebilen risk faktörleri ise aşırı kilo, sigara ve alkol kullanımı, yeterince egzersiz yapılmaması, belirli ilaçların kullanımı (doğum kontrol hapları gibi) ve stresi içerir. Bunların bazılarından tedavi ve önlemler bölümünde ayrıntılı olarak bahsedilmiştir.
Hipertansiyonun bulguları nelerdir? Ne yazık ki, hipertansiyon genellikle bulgu vermemekte ve sinsi seyretmektedir. Ancak başağrısı, başdönmesi, burun kanaması, yorgunluk ve bulanık görme gibi bulgular da verebilir. Uzun dönemde gelişen komplikasyonların ciddiyeti ve hastalığın sinsi seyri düşünüldüğünde sağlıklı insanlarda da belirli aralıklarla kan basıncı ölçülmesi önerilmektedir. Özellikle 35 yaşın üzerindeki ve risk faktörleri olan kişilerin bu konuda dikkatli olmasında yarar vardır. Bu ölçüm oldukça kolay ve zahmetsiz bir işlem olduğundan, herkesin belirli aralıklarla ölçtürmesi doğru olacaktır. Ne sebeple olursa olsun hekime gelen bir hastanın kan basıncının ölçülmesi aslında fizik muayenenin rutin bir parçasıdır.
Hipertansiyon hangi kan basıncı değerlerinden sonra başlar? Normal insanın kan basıncı değeri 120/80 mmHg’dir. 130/85’e kadar normal kabul edilmektedir. 130-139/85-89 aralığı yüksek kabul edilmekte ancak hipertansiyon tanımına girmemektedir. 140/90 değeri ve üzeri ise hipertansiyon olarak kabul edilmektedir. Sistolik veya diastolik basınçtan herhangi birisinin bu değerlerin üzerinde olması hipertansiyon diyebilmek için yeterlidir. Ancak kan basıncı değerlendirilirken ölçülen tek bir değer değil, belirli bir süre içerisinde düzenli ve ardışık olarak yapılan ölçümler dikkate alınmalıdır. Bazı fizyolojik durumlarda da kan basıncının yükselebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca kan basıncı ölçümleri dinlenmiş, rahat ve heyecansız bir durumda yapılmalıdır. Ardışık ölçümler yapılacaksa bunlar tercihen günün aynı saatlerinde yapılmalıdır. Ölçümlerde normal dışında değerlerle karşılaşıldığında bir hekime başvurulması gerekir.
|
|
|
|