Ana Sayfa İnsan Sağlığı Meme Kanseri
|
|
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Kadınlarda kansere bağlı ölümlerde ise akciğer kanserinden sonra ikinci sıradadır. Dolayısıyla bu hastalığın erken tanısı ve tedavisi önemlidir. Bu yazı sizleri bu hastalık hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Ancak burada amaç hastalık hakkında genel bir bilgi vermek ve bazı erken bulgular hakkında uyanık olunmasını sağlamaktır. Tanı konulması, tedavilerin planlanması ve uygulanması muhakkak bu konudaki uzman hekimler tarafından yapılmalıdır. Memenin yapısı nasıldır? Meme kanseri nasıl gelişir? Meme kanseri kalıtsal mıdır? Meme kanserine yakalanma riskini artıran ve azaltan durumlar nelerdir? Meme kanserini erken evrede yakalamak için neler yapılabilir? Meme kanserinin belirtileri neler olabilir? Tanı nasıl konur? Kendi kendine meme muayenesi Eğer biyopsi sonucu meme kanseri saptanırsa tedavi planı nasıl belirlenir? Hastalığın Evreleri
Memede salgı yapan hücreler tarafından oluşturulan lobül adı verilen birimler vardır. Lobüllerin birleşmesi ile loblar oluşur. Meme bezi memebaşı çevresinde yeralan 15-20 lobdan meydana gelir. Lobüller birbirlerine süt kanalları ile bağlıdır. Süt kanalları meme başına doğru birleşirler. Meme başının etrafindaki koyu renkli alana ise areola adı verilir.
Meme bezi, çeşitli hormonların etkisi altında gelişimini tamamlar. Bu hormonların başlıcaları östrojen ve progesterondur. Salgılanan hormonların etkisi ile süt kanalları ve lobüller büyür ve gelişir. Hormonlar meme üzerinde etki gösterebilmek için hücrede özel yerlere (reseptörlere) bağlanırlar.
Meme kanseri, lobülleri ya da süt kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsuz çoğalması ile gelişir. Süt kanallarından kaynaklanan kansere duktal karsinom, lobüllerden kaynaklanan tipe ise lobüler karsinom denir. Memede ısı artışı, kızarıklık ve belirgin büyüme-şişmenin söz konusu olduğu kanser türüne ise inflamatuar kanser denir. Inflamatuar kanser daha seyrek gürülür. Memenin lenf damarlarında tıkanıklığa neden olduğundan meme büyük ve ödemlidir, portakal kabuğuna benzer bir görünüm alabilir. İnflamatuar kanser hızlı yayılır. Meme kanseri nadiren erkeklerde de görülebilir.
Kalıtsal meme kanseri, tüm meme kanserlerinin %5-10'unu teşkil eder. Hücrelerimizdeki genler anne ve babamızdan aldığımız kalıtsal genetik bilgiyi taşırlar. Meme kanserinde bazı genlerin hasarlı olduğu tespit edilmiştir. Bu hasarlı genleri taşıyan meme kanseri hastalarının akrabalarında, meme kanseri ve yumurtalık kanseri gelişme riski daha fazladır. Bazı etnik gruplar için belirlenmiş, meme kanserine yol açtığı tespit edilen meme kanseri genleri bilinmektedir.
1. En önemli risk faktorü yaştır. Yaş arttıkça meme kanserine yakalanma riski de artar. 2. Aile öyküsü önemlidir. Birinci derece akrabalarında (anne, kızkardeş gibi) meme kanseri olanların, meme kanserine yakalanma riskleri daha yüksektir. Bu grupta olan bayanların olmayanlara göre tarama testlerine daha erken başlamaları önerilir. 3. Meme kanseri beyaz ırkta daha sık görülür. 4. Radyasyona maruz kalma meme kanseri riskini artırır. 5.Önceden meme kanseri olanlarda yeni meme kanseri gelişme riski daha yüksektir. Bağırsak, yumurtalık ve rahim kanseri olan hastalarda da meme kanseri gelişme riski daha fazladır. 6. Uzun dönem hormon (östrojen) tedavisi almış olma (örneğin menopoz için) riski artırır. 7. Menopoz sonrası dönemde fazla kilo alma meme kanseri riskini artırır. 8.Yetersiz fizik aktivite riski artırır, özellikle ergenlik döneminde yapılan düzenli fiziksel aktivitenin meme kanseri gelişme riskini azalttığı bilinmektedir. 9.Doğum kontrol hapı kullananlarda meme kanserine yakalanma riskinin az da olsa arttığı bilinmektedir. 10. İlk adeti erken yaşta görenlerde risk artar. 11. Geç menopoza girenlerde risk artar. 12. İlk gebelik yaşı ne kadar geç ise meme kanseri riski de o kadar yüksek olur. Kürtaj ya da düşük nedeni ile doğum yapamadan gebeliklerin sonlanmasının meme kanseri riskini artırdığı düşünülmektedir. 13.Hiç evlenmemiş bayanlarda daha sık görülür. 14.Sosyoekonomik durumu daha iyi olan bayanlarda, değişen yaşam koşullari nedeni ile meme kanseri riski daha yüksektir (Geç evlenme ve geç çocuk doğurma gibi nedenlerle). 15. Fazla miktarda alkol alımı riski artırır. 16. Uzun süre emzirmenin meme kanserinden koruyucu olduğu düşünülmektedir.
20 yaşın üstünde bayanların, tercihen banyoda sabunlu iken, memelerini ve koltuk altı bölgelerini kendilerinin elle her ay muayene edip, ayrıca ayna karşısında da iki memede daha önceden olmayan bir görüntü değişikliği ya da simetri bozukluğu var mı diye kontrol etmeleri gereklidir. Kendi kendine meme muayenesinin nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak ilgili hekimlerden öğrenilebilir. 20 yaş ile 40 yaş arasındaki kadınlara her 3 yılda bir, 40 yaş ve üstündekilere ise her 2 yılda bir doktor tarafindan meme muayenesi yapılmalıdır. 50 yaş sonrasında her kadın her yıl bir mammografi çektirmelidir. Ailesinde meme kanseri öyküsü olup, meme kanseri gelişmesi için riskli grupta olan kadinların ise 40 yaşından sonra yıllık mamografi çektirmeleri önerilmektedir. Böylelikle henüz hastada hiç bir şıkayete yol açmadan çok erken evrelerde meme kanserini yakalama olasılığı artar. Unutulmamalıdır ki, erken evre meme kanseri uygun tedavi ile iyileştirilebilir bir hastalıktır.
Erken evre meme kanserinde hastanın hiç şikayeti olmayabilir, ya da aşağıdaki belirtilerden bir ya da birkaçı sözkonusu olabilir.
* Memede ele kitle gelmesi en sık rastlanan belirtidir. * Memeden akıntı gelmesi (bulanık ya da kanlı) * Meme başında çekilme * Meme derisi üzerinde çekilme * Memede büyüme, ödem, kızarıklık, meme derisinin portakal kabuğu görünümünde olması * Meme başında iyileşmeyen yara * Memede daha önceden olmayan, gözle farkedilebilen herhangi bir değişiklik
Meme kanseri öncelikle lenf damarları ile koltuk altındaki lenf bezlerine sıçrar. İleri evrelerde kanserin meme dışında başka organlara sıçramasına metastaz yapma denir. Meme kanseri en çok kemik, akciğer,karaciğer ve beyine metastaz yapar. Metastatik hastalığı olanlarda hastalığın sıçradığı organa göre şikayetler ortaya çıkar. Örneğin kemiğe sıçramışsa, kemik ağrısı, kemik kırıkları meydana gelebilir. Beyine sıçramışsa felç, görme bozukluğu, başağrısı, başdönmesi gibi şikayetler gelişebilir.
Yukarıda sayılan belirti veya şikayetleri olan hastaların mutlaka bir doktora başvurmaları gereklidir. Doktor muayenesini yaptıktan sonra memede kitle veya herhangi bir şüpheli durum farkederse bir mamografi ister. Mamografi, memenin X ışını verilerek filminin çekilmesidir. Elle fark edilmeyecek kadar küçük kitleleri gösterebilir. Genellikle mamografide şüpheli bulgu varsa meme ultrasonografisi de yapılır. Ultrasonografi doktorun tespit edilen kitlenin içinde sıvı olup olmadığını anlamasını sağlar. Eğer içinde sıvı olan bir kitle varsa buna kist denir, kistin içinden enjektörle örnek alınarak mikroskop altında incelenir. Memede kist olmadığı anlaşılan kitle tespit edildiğinde doktorunuz bir iğne ile girerek bu kitleden parça almak ister. Bu işleme biyopsi denir, bazen bir iğne ile bir parça meme dokusunu enjektör içine çekerek bazen de özel bir iğne ile memedeki kitleden küçük bir parça koparılarak yapılabilir. Her iki işlem için de genel anesteziye ihtiyaç yoktur. |
|
|
|